Seçimler

Seçimler

Eğitim verirken karşımızdaki kişilere nasıl davranacağımızı biz seçeriz diye anlatırdım. Derdim ki eğer biri sizden bir şey isterse, ya olumlu bir tepki verip o kişinin istediğini yaparsınız, ya olumsuz bir tepki verip o kişinin istediğini yapmazsınız, ya da hiç bir tepki vermeden olayı ortada bırakırsınız. Bu bana çok anlamlı gelirdi. Evet, hayata karşı olan tüm davranışlarımı ben seçebilirim ve olayları, kişileri, duyguları nasıl yönlendireceğim konusunda bir etkim olduğu sorumluluğu ile yaşarım. Bir olaya karşı benim vereceğim tepki, olayı ya mutluluğa, keyfe, barışa ve huzura götürebilir, ya da kavga, tatsızlık, huzursuzluk ve mutsuzluğa götürebilir. Seçimlerimizle aslında olayların gidişatını belirliyoruz, olaylara yön veriyoruz. Bu seçimlerimizi bazen çok bilinçli, bazen de anlık ve bilinçsiz bir şekilde yapıyoruz.

Şu bir gerçek ki, tepkilerimizi ve davranışlarımızı biz seçiyoruz, biz ne yapacağımıza karar veriyoruz, yani kontrol bizde. Böyle bakınca da hayatımı nasıl yaşamak istiyorsam, ilişkilerimi nasıl yaşamak istiyorsam benim sorumluluğum bu işte var demektir. Seçimlerim konusunu hep düşünürüm ve seçimlerimin sorumluluğunu almaya çalışırım. Çünkü bilirim ki karşımdaki kişiye ya da duruma vereceğim tepki içinde bulunduğum süreci etkileyecek ve benim hayatımı nasıl yaşayacağımı şekillendirecek.

Son zamanlarda bir şey daha fark ettim. Ben “kendime” olan tepkilerimi de seçebilirdim. Kendimi mutlu etmek, kendime kızmak, kendimden utanmak ya da kendimi sevmek. Ben kendime nasıl davranıyorum acaba? Bunu bir çok kez bir çok kişiden duydum.

Şöyle diyorlar; kendimi çok sevmiyorum…….kendimi artık daha çok seviyorum…….kendimi asla affetmeyeceğim……….nasıl bunu yaptım, kendime çok kızıyorum………kendimi şımartıyorum……….

Tanıdık geldi mi? Bunları düşününce kişilerin kendi huzur ve mutluluğunu bizzat bazen desteklediğini bazen de baltaladığını görüyorum.

Başkalarına karşı tepkilerimizde nasıl seçim yapabiliyorsak, kendimize karşı olan tutumumuz da bir o kadar bizim seçmimiz. Ben kendime nasıl davranıyorum? It will be only a couple of years from now until each parent, during admission asks, “Does this best-driving-school.com have outdoor education?” “Well first off, what a brilliant film. Hata yaptığımda nasıl karşılıyorum? Başarılarımı nasıl kutluyorum? Kendi kendime konuştuğum cümleler neler? Olayları nasıl değerlendirip, yorumluyorum?

Tüm bu durumlardan ben nasıl etkileniyorum?

Kendime “ben kendimi seviyorum, seçimlerime saygı gösteriyorum ve karşılaştığım engelleri aşmak için hadi yapabilirsin” diyorum. İçindeki sesin olumlu, destekleyici ve beni seven bir ses olması benim tercihim, benim seçimim. Başka kim karışabilir? Başka kim kendi içimdeki sesi seslendirip, sen işe yaramazsın? Yine yapamadın, beş para etmezsin? Sen hep böyle yaşamaya mahkumsun diyebilir? Bundan tamamıyla ben sorumluyum ve bu sorumluluğu alıyorum.

Peki siz, hayatımıza baktığınıda kendi başarılarınıza, günlük rutin işleri ne kadar sorunsuz hallettiğinize, her türlü zorlukla yılmadan, yorulmadan başettiğinize, çevrenizdeki kişileri üzmemek için içinizdeki fırtınaları saklamanıza neden bir aferin demiyorsunuz? İç sesiniz hala yaptığınız onca çabayı, başarıyı, mücadeleyi görmeyip sürekli eleştirip, eksik olanları görüyorsa burada işi ele alma zamanı gelmiş demektir.

Ey iç sesim, iyisin, hoşsun, konuşup duruyorsun ama çok yoruyorsun. Ben seni dinlemekten sıkıldım ve benim cesaretimi , hevesimi, heyecanımı da alıp götürüyorsun. Tamam anlıyorum beni uyarmak, beni hayatın gerçeklerine hazırlayak ve sürekli tetikte tutmak istiyorsun ama benim ihtiyacım bu değil. Ben seni biraz tatile göndereceğim, sen de biraz dinlen. Kendi gücüme odaklanmak istiyorum, elimden geleni yaptıktan sonra olacakları da kabul edip, bunlarla ilgili kendimi zıpratmak yerine herşeyi ile kendimi kabul etmek ve sevmek istiyorum. Bin kere söylüyorum ki ben kendimi seviyorum, ben önemliyim, ben değerliyim. Ben her şeyin huzurlusunu ve iyisini hak ediyorum. Bu güvenle hayatıma devem ettikçe, her şeyin üstesinden gelebilirim. Kendime haksızlık etmek bana bir kazanç değil, sadece külfet. Bunu anlama ve kendi kendime yarattığım tüm olumsuzlukları arkada bırakma zamanı gelmiştir”.

Her gün bir yeni başlangıç. Her gün bulunacak güzel şeylerin olduğu bir bulmaca. Ben bu bulmacada ne kadar soru çözdüğüme mi bakacağım, yoksa ne kadar çözemediğime mi? Seçim sizin………

Not: Ben ne kadar çözdüğüme bakıp, “hadi” diyorum, “bunu yapan yarın bir soru daha çözer, aferin bana………”.

Uzm. Zeynep Balcı

Psikolojik Danışman

Bireysel ve Takım Koçu

31/10/2010

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*